Neden ? Niye ?… derken aylar geçmiş üstünden. Hiçbir cevap bulamayınca sormaktanda vazgeçtim. Sormaktanda vagzecince kızmaktanda vazgeçtim. Ve kızmaktanda vazgeçince hasretle burun buruna geldim. Etrafımda hissediyordum kokusunuda alıyordum hasretin ama hiç bu kadar yüzyüze gelememiştim onunla. Yüzün,kokun, tenin,sesin, ellerin… ahhhh bağıra bağıra şarkılar soylememiz, kahve fincanı kapatıp birbirimize fal bakmalar, benim yürüyüşe çıkıyorum anne deyip sana kaçmalarım. Birbirimize sarılıp güneşin batışını izlememiz. Arabanın her çukura girdiğinde hep senin baban yüzünden oluyor bunlar deyip sitem etmelerin… ne diyeyim ki ben sana artık ne diyeyim neyi anlatayım. Özledim özledim özledim. ..

Lades… !

Aklımdasin işte gündüz gece. Kaybetmeme imkan yok bu oyunu. Bir kenara atamam içimdeki yangını alıştım onla ısınmaya. Yangınım, bazen alevleniyor bazen köz halinde duruyor ama her halükarda kalbimi eritiyor. Bazan hızlı bazen yavaş.

Yine dayanamadım…

Bugün sana yazdım. Bir anda oldu herşey. Ben, mesaj atmaliyim dedim ve yazdım. Şansimdan midir yoksa sansizligimdan midir bilmiyorum hiç girmedin whatsappa. Senden tek ricam gerekirse cevap atma ama canımı acitacak bir şey de yazma olur mu ? Merhabama karşılık verirsen çok mutlu olurum.

Yerimde Sayıyorum…

     Gideli kaç gün oldu gurbet ellere saymak gelmiyor içimden… 22 gün mü ? Doğru mu hesaplıyorum yanlış mı bilmiyorum ama ne kadar sayarsam sayayım kalbim yerinde sayıyor, kalbim seni sayıyor…Hiç tesellisi yok bu özlemin , gözyaşlarımın bile anlamı kalmadı akıp gidiyor öylece.

O Dipsiz Kuyu…

İndikçe iniyorum kuyuna, Battıkça daha hızlı çıkarım diyorum kuyudan…dibe vurup her defasında bir dip olduğunu daha görüyorum. Gözlerimi açıyorum suyun altında hep bulanık. Ne zaman kafamı çıkartsam yüreğim kanıyor. Aklıma geldikçe anılar, özlemle birleşince o koku dayanılmaz oluyor. Ben o kuyuda kalmaya devam edecem sevdiğim. Ta ki sen gelip beni çıkarana kadar…